Siyasi partiler neden kurulur?
İktidar olmak, ülkeyi yönetmek, milletin sorunlarına çözüm üretmek, vatandaşın refahını ve huzurunu sağlamak için değil mi?
Peki, siyasi partilerin ilçe teşkilatları neden vardır?
Genel merkezlerden gelen talimatları uygulamak, seçimden seçime bayrak asmak, birkaç fotoğraf çektirmek ve ilçe başkanı unvanıyla dolaşmak için mi?
Elbette hayır!
Ama gelin görün ki Salıpazarı’nda siyaset, ne yazık ki tam da bu soruları sorduracak bir noktaya gelmiş durumda.
İlçemizde Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Anahtar Parti, İYİ Parti,Büyük Birlik Partisi, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti teşkilatları bulunuyor.
Hepsinin bir ilçe başkanı var.
Peki, ortada teşkilat var da siyaset nerede?
Kapıları çoğu zaman kapalı olan, vatandaşın derdine yeterince ses vermeyen, ilçenin sorunları karşısında sessiz kalan teşkilatlar ne işe yarıyor?
İlçe başkanlığı tabelası asmakla siyaset yapılmış mı oluyor?
KOLTUKLAR DOLU, MEYDANLAR BOŞ!
Salıpazarı bir tarım ilçesi.
Bu ilçenin insanı fındıkla geçiniyor. Fındıkla çocuğunu okutuyor, borcunu ödüyor, evinin ihtiyaçlarını karşılıyor.
Bugün fındık üreticisinin yüzü gülmüyor.
Üretici perişan!
Bir yıllık emeğinin karşılığını alamadığını düşünen fındıkçı kara kara geleceğini düşünüyor.
Fiyatlar yerinde sayıyor, üreticinin masrafları ise yerinde durmuyor.
Peki, siyasi partilerin ilçe başkanları ne yapıyor?
Biriniz çıkıp da yüksek sesle, “Ey iktidar! Ey hükümet! Bu fındık üreticisinin hâli ne olacak?” diye sordunuz mu?
Biriniz üreticinin derdini ülke gündemine taşıyacak ciddi bir girişimde bulundunuz mu?
Biriniz genel merkezinize, milletvekillerinize, parti yöneticilerinize bu ilçenin fındık üreticisinin yaşadığı sıkıntıları bütün ağırlığıyla anlattınız mı?
Yaptıysanız çıkın, millete anlatın!
Yapmadıysanız o koltuklarda neden oturuyorsunuz?
SİYASET KOLTUK İŞGAL ETME SANATI DEĞİLDİR!
Bakın beyler!
Siyaset, kartvizite ilçe başkanı yazdırmak değildir.
Siyaset, protokolde ön sıralara oturmak değildir.
Siyaset, genel merkezden birileri geldiğinde yanında fotoğraf çektirmek hiç değildir.
Siyaset, milletin derdini kendi derdi bilmektir.
Gerektiğinde kendi partisinin iktidarına bile yanlışını söyleyebilmektir.
İktidar partisinin ilçe başkanıysan vatandaşın sesini Ankara'ya duyuracaksın.
Muhalefet partisinin ilçe başkanıysan iktidardan hesap soracak, çözüm önereceksin.
Ama ne iktidar kanadından güçlü bir ses duyuluyor ne de muhalefet kanadından üreticinin içini rahatlatacak bir çıkış!
Herkes kendi köşesinde.
Herkes kendi hesabında.
Varsa yoksa makam, unvan, koltuk!
O koltukların size ne faydası var, bilmiyorum.
Ama Salıpazarı halkına bir faydası olacaksa artık görmek istiyoruz.
BİR YARAYA MERHEM OLAMIYORSANIZ O KOLTUKLARI NEDEN İŞGAL EDİYORSUNUZ?
İlçe başkanlığı bir ego tatmin makamı değildir.
Kimsenin siyasi kariyer basamağı olsun diye kurulmuş bir teşkilat, halkın gözünde değer taşımaz.
Vatandaşın kapısını çalmıyorsanız, üreticinin sorununu dinlemiyorsanız, ilçenin geleceği için mücadele etmiyorsanız hangi siyasi sorumluluktan söz edebilirsiniz?
Üstelik burada mesele parti ayrımı da değil.
İktidarıyla, muhalefetiyle hepsine aynı soruyu soruyorum:
Salıpazarı için ne yaptınız?
Bu ilçenin fındık üreticisi için hangi kapıyı aşındırdınız?
Hangi sorunun çözülmesine öncülük ettiniz?
Hangi haksızlığa karşı sesinizi yükselttiniz?
Cevabınız varsa açıklayın.
Yoksa kusura bakmayın, eleştirilmeyi de göze alacaksınız!
GENEL MERKEZLERİN YERİNDE OLSAM KAPILARINA KİLİT VURURUM!
Buradan siyasi partilerin genel merkezlerine de sesleniyorum.
Salıpazarı’ndaki teşkilatlarınızın durumunu bir araştırın.
Kapıları kaç gün açık?
Vatandaşla ne kadar iç içeler?
İlçenin sorunları konusunda ne kadar çalışıyorlar?
Fındık üreticisinin sıkıntıları için ne yaptılar?
İlçe başkanı olmak için gösterilen gayretin ne kadarı vatandaşın sorunlarını çözmek için gösteriliyor?
Bunların hesabını sorun!
Çünkü tabela asmakla teşkilat olunmaz.
Bir kişiye ilçe başkanı unvanı vermekle o ilçede siyaset yapılmış sayılmaz.
Ben genel merkezlerin yerinde olsam, halktan kopmuş, sorunlara duyarsız kalmış, yalnızca tabeladan ibaret hâle gelmiş teşkilatların kapısına kilidi vururum!
Hiç değilse vatandaş, karşısında işleyen bir siyasi teşkilat bulunduğunu düşünerek boşuna umutlanmaz.
Son sözüm de Salıpazarı’ndaki ilçe başkanlarına...
Beyler!
Bu millet size makam sağlayan bir kalabalık değil.
Bu milletin derdi var.
Bu milletin geçim sıkıntısı var.
Bu milletin sizden beklentisi var.
Ya o koltukların hakkını verin ya da gerçekten mücadele edecek insanların önünü açın!
Çünkü Salıpazarı’nın tabeladan ibaret teşkilatlara değil, vatandaşın derdiyle dertlenen siyasetçilere ihtiyacı var.