Demokrasiden, adaletten ve özgür iradeden söz edenler, önce sandığın gizliliğini korumak zorundadır!
Samsun'da 18 Ekim Pazar günü gerçekleştirilen YENİ Parti İl Başkanlığı ön seçiminin ardından ortaya çıkan kamera görüntüleri, üzerinde birkaç açıklamayla geçiştirilemeyecek kadar ciddi soruları gündeme taşıdı.
Atakum Belediyesi Büyük Düğün Salonu'nda kurulan oy verme kabinleri, güvenlik kameralarının görüş alanında!
Üstelik mesele yalnızca kameraların salonda bulunması değil.
Görüntülerde seçmenin oy kullandığı alan da kameranın görüş açısına giriyor!
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu nasıl seçim güvenliği?
Bu nasıl gizli oy?
Bu nasıl demokratik yarış?
Bir seçmen, tercihini kimsenin görmediğinden emin olamıyorsa orada sandığın gizliliğinden nasıl söz edilebilir?
O KAMERALAR NEDEN O KABİNLERİ GÖRÜYOR?
Güvenlik kamerasının amacı güvenliği sağlamaktır. Seçmenin oy kullandığı alanı izlemek değil!
Ortaya çıkan görüntülerde kabinlerin içindeki hareketlerin ve oy kullanılan yüzeyin görülebildiği anlaşılıyor.
Oy pusulasındaki tercihin okunup okunamadığı ise ayrıca teknik inceleme gerektiriyor.
Ama şu sorunun cevabı hâlâ ortada yok:
Oy verme kabinleri yerleştirilirken kameraların görüş açısı neden dikkate alınmadı?
Kamera sisteminden kim sorumluydu?
Seçimi organize edenler bu durumu biliyor muydu?
Görüntülere kimler erişebiliyordu?
Ve en önemlisi, oy kullanma işlemleri devam ederken bu görüntüler izlenebiliyor muydu?
Bunlar basit sorular değil. Bunlar sandığın güvenilirliğiyle ilgili sorular!
203 OY FARK VAR, CEVAP BEKLEYEN SORULAR VAR!
Açıklanan sonuçlara göre Mehmet Özdağ 3 bin 999, Turgay Özçelik ise 3 bin 796 oy aldı.
Aradaki fark yalnızca 203 oy.
Elbette bu fark tek başına bir usulsüzlüğün sonucu değiştirdiğini göstermez.
Ancak böyle bir yarışta, özellikle Atakum'daki oy verme işlemlerine ilişkin kamera görüntülerinin ortaya çıkması, şüphelerin üzerinin örtülmesini değil, bütün yönleriyle araştırılmasını gerektirir.
Hiç kimse, “Seçim bitti, sonuç açıklandı, konu kapandı” deme kolaycılığına sığınmamalıdır!
Çünkü mesele Mehmet Özdağ'ın ya da Turgay Özçelik'in kazanmasından çok daha büyüktür.
Mesele, sandığa giden üyelerin iradesine duyulan güvendir.
GİZLİ OY BİR LÜTUF DEĞİL, TEMEL İLKEDİR!
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 21. maddesi, siyasi partilerin organ seçimlerinde gizli oy ve açık tasnif ilkesini düzenliyor.
Söz konusu oylamanın parti içi ön seçim olması nedeniyle doğrudan uygulanacak itiraz ve iptal hükümleri ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak bu hukuki ayrıntı, oy gizliliğinin önemini ortadan kaldırmaz.
Sandık kuruluyorsa seçmenin iradesi korunmalıdır.
Kabin kuruluyorsa gerçekten gizlilik sağlamalıdır.
Kameranın gördüğü bir kabinde seçmene nasıl güvence verilecektir?
Kimse çıkıp da güvenlik kameralarının varlığını sıradan bir teknik ayrıntı olarak göstermeye çalışmasın.
Burada tartışılması gereken, seçmenin oyunu özgürce ve gizlilik içinde kullanıp kullanamadığıdır.
GENEL MERKEZ SUSMAMALI!
Şimdi sorumluluk YENİ Parti yönetimindedir.
Yapılması gereken, iddiaları siyasi çekişmenin parçası olarak görmek değil, bağımsız ve şeffaf biçimde araştırmaktır.
Kamera kayıtları korunmalı, görüntülere kimlerin eriştiği belirlenmeli, seçim organizasyonundan sorumlu kişiler açıklama yapmalıdır.
Varsa tutanaklar ve yapılan itirazlar kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır.
İnceleme sonucunda oy gizliliğinin ihlal edildiği veya sonuca etki eden usulsüzlük bulunduğu tespit edilirse gerekli kararlar alınmalıdır.
Şeffaflık isteyen bir siyasi anlayış, kendi sandığıyla ilgili sorulara da açık cevap vermek zorundadır!
MESELE KİMİN KAZANDIĞI DEĞİL, SANDIĞIN GÜVENİLİRLİĞİ!
Buradan açıkça söyleyelim:
Henüz kameraların seçim sonucunu değiştirdiğine dair kesinleşmiş bir tespit yok.
Hiç kimseyi delil olmadan suçlamıyoruz.
Ama ortaya çıkan görüntüleri de normal karşılamıyoruz.
Bir siyasi parti, demokrasi iddiasını yalnızca kürsüdeki konuşmalarıyla değil, kendi seçimlerini nasıl gerçekleştirdiğiyle de ortaya koyar.
Sandığın güvenilirliği tartışmaya açılmışsa yapılacak iş sessiz kalmak değil, gerçeği açıklığa kavuşturmaktır.
Çünkü demokrasi, seçmenin oyunu kimin gördüğünü merak etmek zorunda kalmadığı yerde başlar!
Ve son sözümüz şu olsun:
Sandığın üzerine kamera gölgesi düşmüşse o gölgeyi kaldırmak, öncelikle seçimi düzenleyenlerin sorumluluğudur.
Aksi hâlde geriye yalnızca açıklanan rakamlar ve cevaplanmamış sorular kalır.