Bazı insanlar bir süre öne çıkınca, kendisini hayatın merkezinde görmeye başlıyor.
Sanki her şey onunla başlamış…
Sanki bütün düzen onun sayesinde kurulmuş…
Sanki o çekilirse herkes ne yapacağını şaşıracakmış gibi davranıyor.
“Ben olmasam olmaz.”
“Ben gidersem işler yürümez.”
“Benim yerimi kimse dolduramaz.”
Bu sözleri söyleyen çok kişi gördük.
Sonra ne oldu?
Hayat devam etti.
İşler devam etti.
İnsanlar yollarına devam etti.
O kendisini vazgeçilmez sananların yerine başkaları geldi.
Dün adından söz ettirenlerin bir kısmı bugün hatırlanmıyor bile.
Gerçek bu kadar basit ve bu kadar sert:
Kimse vazgeçilmez değildir.
İnsan kendisine verilen değeri, sahip olduğu imkânlarla karıştırmamalı.
Çevresindeki kalabalığı da kendi büyüklüğü sanmamalı.
Çünkü kalabalıklar dağılır.
Telefonlar susar.
Sürekli yanında görünenler kaybolur.
Bugün seni yere göğe sığdıramayanların yarın başka birinin yanında aynı cümleleri kurduğunu görürsün.
İşte o zaman kimin sana, kimin senden elde ettiği imkânlara yakın olduğu anlaşılır.
Bazıları bunu anlayamaz.
Çünkü övgüye fazla alışırlar.
Eleştiriye tahammül edemezler.
Kendilerine karşı çıkan herkesi düşman, sessiz kalan herkesi destekçi zannederler.
Bir süre sonra kendi oluşturdukları küçük dünyanın içinde yaşamaya başlarlar.
Gerçeği duymak istemezler.
Yanlış yaptıklarını kabul etmezler.
Herkesin kendilerine ihtiyaç duyduğunu düşünürler.
Oysa hayat kimseyi beklemez.
Bugün çok önemli görünen biri, yarın sıradan bir isim olabilir.
Bugün sözü dinlenen biri, yarın kimsenin dönüp bakmadığı birine dönüşebilir.
Bu hayatın değişmeyen kuralıdır.
İnsanların asıl yanıldığı nokta şudur:
Kendilerine gösterilen ilgiyi, şahıslarına duyulan bağlılık zannederler.
Halbuki şartlar değiştiğinde birçok şey de değişir.
Dün etrafında olanlar bugün olmaz.
Dün seni alkışlayanlar yarın susar.
Dün sana ihtiyacı olanlar yarın başka bir yol bulur.
Ve sen bir gün gerçekle baş başa kalırsın.
İşte o gün şu sorunun cevabı önemlidir:
Sen gerçekten değerli miydin, yoksa sadece bir süre gerekli miydin?
Aradaki fark büyüktür.
Değerli insan unutulmaz.
Ama kendisini vazgeçilmez sanan insan çoğu zaman unutulur.
Çünkü kibir insanı büyütmez.
Tam tersine küçültür.
İnsan ne kadar güçlü görünürse görünsün, çevresine tepeden bakmaya başladığı anda kaybetmeye başlar.
Saygıyı zorla alamazsın.
Sevgiyi dayatamazsın.
İtibarı unvanlarla koruyamazsın.
Bunların hepsi insanın davranışlarıyla kazanılır.
Ve davranış bozulduğunda, yıllarca kurulduğu sanılan itibar birkaç günde dağılabilir.
Bu yüzden kimse kendisini bulunmaz sanmasın.
Sizden önce de insanlar vardı.
Sizden sonra da olacak.
Sizden önce de işler yürüyordu.
Sizden sonra da yürüyecek.
Sizden önce de kararlar alındı.
Sizden sonra da alınacak.
Dünya hiçbir zaman tek bir kişiye bağlı olmadı.
Bugün çok konuşulan isimler, yarın bir hatıradan ibaret olabilir.
Asıl mesele, arkanızdan insanların ne söylediğidir.
“İyi insandı” mı diyecekler?
“Adaletliydi” mi diyecekler?
“Kimseyi ezmedi” mi diyecekler?
Yoksa sadece:
“Geldi, geçti.”
mi diyecekler?
İşte bütün mesele burada.
Çünkü herkes gider.
Herkesin yeri dolar.
Herkesin yerine bir başkası gelir.
Ama herkes arkasında saygı bırakmaz.
Bu nedenle kendisini dev aynasında görenlere tek cümle yeter:
Sizden önce de hayat vardı. Sizden sonra da olacak.
Unutmayın:
Kimse vazgeçilmez değildir.
Vazgeçilmez olduğunu düşünenler ise çoğu zaman gerçeği en son öğrenenlerdir.