CHP ile yollar ayrıldı.
Yeni bir parti kuruldu.
Adı YENİ Parti oldu.
Peki gerçekten yeni olan ne?
Tabela mı?
Logo mu?
Partinin adı mı?
Çünkü sahaya baktığınızda karşınıza çıkan yapı pek de “yeni” görünmüyor.
Genel Başkan Özgür Özel ve genel merkez kadroları Türkiye’nin dört bir yanında sahaya çıkıyor. İl il geziyor, vatandaşla buluşuyor, sorun dinliyor, iktidar hedefinden söz ediyor.
Bedel ödeyenler var.
Siyaseten risk alanlar var.
Mücadele edenler, gece gündüz çalışanlar, değişim isteyenler var.
Ama siyasette yalnızca genel başkanın çalışması yetmez.
Türkiye’nin ana muhalefet partisiyseniz ve iktidar olmak istiyorsanız, mücadele Ankara’dan başlayıp ilçenin en uzak mahallesine kadar uzanmak zorunda.
İşte sorun tam burada başlıyor.
TEPEDE HAREKET VAR, AŞAĞIDA SESSİZLİK
Genel merkez sahada.
Milletvekilleri sahada.
Üst yönetim sahada.
Peki ilçeler?
Peki mahalleler?
Peki teşkilatlar?
Bazı yerlerde vatandaşın karşısına çıkan manzara ne yazık ki yıllardır değişmiyor.
İlçe başkanları halktan uzak.
Mahalle teşkilatları etkisiz.
Sorunlar bilinmiyor.
Vatandaş ancak seçim yaklaşınca hatırlanıyor.
Teşkilatlar tabelada var, sahada yok.
Sonra da seçim gecesi sandıktan neden istenilen sonuç çıkmadığı tartışılıyor.
Oysa cevabı çok açık.
Vatandaş seni seçimden seçime görüyorsa sana neden güvensin?
Esnafın kapısını çalmıyorsan, çiftçinin tarlasına gitmiyorsan, emeklinin derdini dinlemiyorsan, gençlerin ne istediğini bilmiyorsan siyaset yapmıyorsun demektir.
Sadece koltuk işgal ediyorsundur.
CHP'DEN İSTİFA, YENİ PARTİ'DE İLÇE BAŞKANLIĞI
Değişim iddiasıyla yola çıkan bir siyasi hareketin en büyük sınavı kadrolarıdır.
Eski anlayışı, eski yöntemleri ve eski siyaset tarzını olduğu gibi taşıyıp sadece tabelayı değiştirirseniz bunun adına değişim denmez.
Vatandaş da bunu görüyor.
Dün başka partide siyaset yapanların bugün yeni partide aynı anlayışla koltuklara oturması tek başına sorun değildir.
İnsanlar elbette siyasi tercihlerini değiştirebilir.
Asıl mesele zihniyetin değişip değişmediğidir.
Eğer isim değişiyor ama siyaset tarzı değişmiyorsa…
Tabela değişiyor ama teşkilat anlayışı değişmiyorsa…
Parti değişiyor ama vatandaşla ilişki değişmiyorsa…
Ortada “yeni” olan hiçbir şey yoktur.
Adı yeni, içi eski olur.
İKTİDAR İSTEMEK YETMEZ
Türkiye’yi yönetmeye talip olmak kolaydır.
Miting kürsüsünden iktidar sözü vermek de kolaydır.
Zor olan, o hedefi taşıyabilecek teşkilatı kurmaktır.
Mahalleden ilçeye…
İlçeden ile…
İlden genel merkeze kadar aynı hedefe bakan, aynı tempoda çalışan, vatandaşın sorunlarını yukarıya taşıyan canlı bir siyasi organizasyon gerekir.
Siyaset yukarıdan aşağıya emir vererek değil, aşağıdan yukarıya toplumun sesini taşıyarak yapılır.
Mahalle başkanı sokağı bilecek.
İlçe başkanı vatandaşın içinde olacak.
İl başkanı ilçelerden haberdar olacak.
Milletvekili teşkilatla birlikte çalışacak.
Genel merkez de bu yapıyı denetleyecek.
Zincirin bir halkası koparsa sistem çalışmaz.
Bugün en büyük problem tam olarak budur.
Tepedekiler koşuyor.
Aşağıdakilerin bir bölümü seyrediyor.
Böyle iktidar olunmaz.
İLÇE BAŞKANLIĞI KARTVİZİT MAKAMI DEĞİLDİR
İlçe başkanlığı; düğünden düğüne, cenazeden cenazeye fotoğraf paylaşma makamı değildir.
Sadece protokol ziyaretleri yapmak hiç değildir.
İlçe başkanı ilçesinin ekonomisini bilecek.
Esnafın borcunu bilecek.
Çiftçinin maliyetini bilecek.
Mahallelerin yol, su, elektrik problemlerini takip edecek.
Gençlerin neden ilçeden göç ettiğini soracak.
Emeklinin nasıl geçindiğini görecek.
Vatandaşın arasına korumasız, protokolsüz girecek.
Çünkü muhalefetin en büyük gücü makam değil, sahadır.
Sahayı kaybedersen siyaseti kaybedersin.
BU BÖYLE GİTMEZ
Bugün YENİ Parti'nin önündeki temel mesele rakipleri değildir.
Önce kendi teşkilat yapısına bakmalıdır.
Gerçekten çalışanlarla sadece unvan taşıyanları ayırmalıdır.
Sahada olmayan yöneticiler sorgulanmalıdır.
Mahalle teşkilatları yeniden kurulmalıdır.
İlçe başkanlıklarının performansı ölçülmelidir.
Vatandaşla temas kuramayan, sorun üreten, teşkilatı büyütemeyen kadrolarla yol yürümekte ısrar edilmemelidir.
Çünkü siyaset hatır gönül işi değildir.
İktidar hedefi varsa liyakat de olacak, performans da olacak, disiplin de olacak.
Aksi halde aynı insanlarla, aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek sadece zaman kaybıdır.
DEĞİŞİM TABELADAN DEĞİL, ZİHNİYETTEN BAŞLAR
Türkiye'de seçmen artık eskisi kadar kolay ikna olmuyor.
Tabela değiştirerek…
Logo değiştirerek…
Yeni sloganlar üreterek…
“Biz değiştik” demek yetmiyor.
Değişim önce kadroda görülür.
Sonra davranışta görülür.
Sonra sahada görülür.
Vatandaş bunu hissederse karşılık verir.
Hissetmezse seçim günü cevabını sandıkta verir.
YENİ Parti gerçekten yeni olmak istiyorsa önce kendi içine bakmalı.
Mahalleden genel merkeze kadar teşkilatlarını yeniden sorgulamalı.
Kim çalışıyor?
Kim yatıyor?
Kim halkın içinde?
Kim sadece makamın peşinde?
Bunun hesabı yapılmalı.
Çünkü Türkiye'nin ana muhalefet partisi olmak önemli olabilir.
Ama hedef iktidarsa bunun çok daha fazlası gerekir.
Topyekûn mücadele gerekir.
Mahalleyle…
İlçeyle…
İlle…
Milletvekiliyle…
Genel merkezle…
Hepsi birlikte.
Aksi halde sonuç değişmez.
Ve şu cümle partinin üzerine yapışır:
Adı YENİ, içi eski.
Bu kafa değişmedikçe de hiçbir şey değişmez.