Sait Kuzu

Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım

Sait Kuzu

“Terörsüz Türkiye…”

Kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi?

Kim istemez?

Kim istemez evlatların tabutlara sarılı Türk bayraklarıyla memleketlerine dönmemesini?

Kim istemez anaların kapısına kara haber gelmemesini?

Kim istemez çocukların babasız, eşlerin yarım, anne babaların evlatsız kalmamasını?

Elbette hepimiz terörün olmadığı bir Türkiye istiyoruz.

Zaten olması gereken de budur.

Ama bir şeyi birbirine karıştırmayalım.

Terörsüz Türkiye demek, geçmişi unutmak demek değildir.

Bu ülkenin binlerce şehidi var.

Bu ülkenin kolunu, bacağını, gözünü, sağlığını vatan uğruna bırakmış gazileri var.

Bu ülkenin yıllardır evladının fotoğrafına bakarak yaşayan anne ve babaları var.

Bu insanların acısını yok sayarak kurulacak hiçbir cümlenin toplumda karşılığı olmaz.

Barış istiyorsak önce onların kalbini kırmayacağız.

Yeni acılar yaşanmasın diyorsak eski acıları küçümsemeyeceğiz.

Çünkü şehit ailesine “artık bunları konuşmayalım” diyemezsiniz.

Gaziye “geçmiş geçmişte kaldı” diyemezsiniz.

Onların yaşadığı şey bir gazete haberi değildi.

Bir siyasi tartışma değildi.

Bir televizyon programında başlayıp reklam arasında biten bir gündem hiç değildi.

Onlar hayatlarının bedelini ödedi.

Bugün birileri rahat koltuklarında “yeni dönem”, “yeni süreç”, “yeni Türkiye” gibi cümleler kurabiliyorsa, bunun arkasında bu ülke için can veren insanların fedakârlığı vardır.

Bunu kimse unutmasın.

Terör bitecekse bitsin.

Silahlar susacaksa sonsuza kadar sussun.

Bir tek askerimizin, polisimizin, vatandaşımızın burnu bile kanamasın.

Ama bunun yolu şehit yakınlarının yüreğine bir kez daha ateş düşürmek olmamalıdır.

Gazilerimizi kendi ülkesinde mahcup hissettirecek görüntülerden, sözlerden ve adımlardan özellikle kaçınılmalıdır.

Çünkü devlet sadece bugünü yönetmez.

Devlet hafızayı da taşır.

Devlet kendisi için can verenleri unutmaz.

Unutamaz.

Unutturamaz.

Burada ölçü çok nettir:

Terörü bitirelim ama terörle mücadele edenleri incitmeyelim.

Silahları susturalım ama şehitlerin hatırasını susturmayalım.

Yeni bir sayfa açalım ama eski sayfaları yırtıp çöpe atmayalım.

Hele hele yıllarca bu millete acı yaşatanlarla, bu ülke için canını ortaya koyan insanları aynı cümlenin içerisinde eşitlemeye kalkmayalım.

İşte toplumun kırıldığı nokta tam olarak burasıdır.

İnsanlar terörün bitmesine karşı değil.

İnsanlar terörün bitirilmesi adına hangi bedelin ödetileceğini sorguluyor.

Ve bu soruyu sormak da en doğal haklarıdır.

Çünkü bu ülkenin bir bedel defteri vardır.

O defter şehit kanıyla yazılmıştır.

Gazilerin fedakârlığıyla yazılmıştır.

Annelerin gözyaşıyla yazılmıştır.

Siyaset değişebilir.

İktidarlar değişebilir.

Söylemler değişebilir.

Ama şehidin makamı değişmez.

Gazinin onuru pazarlık konusu olmaz.

Türkiye terör belasından mutlaka kurtulmalıdır.

Fakat bunu yaparken çok dikkatli olunmalıdır.

Çünkü bazen iyi niyetle atılan yanlış bir adım, toplum vicdanında çok daha büyük yaralar açabilir.

Türkçede güzel bir söz vardır:

Kaş yapayım derken göz çıkarmayın.

Terörü bitireceğiz derken şehit yakınlarının gönlünü yıkmayın.

Türkiye’yi kardeşliğe taşıyacağız derken gazilerimizi küstürmeyin.

Yeni yaralar kapatacağız derken eski yaraları yeniden kanatmayın.

Terörsüz Türkiye hepimizin ortak arzusu olsun.

Ama bir şartla:

Şehidini unutmayan, gazisini yalnız bırakmayan, devletinin vakarını ve milletinin vicdanını koruyan bir Türkiye olsun.

Çünkü gerçek huzur ancak böyle gelir.

Aksi halde adı “Terörsüz Türkiye” olur…

Ama geride kırılmış gönüller bırakır.

 

Yazarın Diğer Yazıları