Bugünden Yarına Bakmak
Doç. Dr. Murat Şahin
Bir şehrin yalnızca bugünü yoktur.
Her şehrin bir geçmişi, bir bugünü ve mutlaka bir geleceği vardır.
Geçmiş, bize kim olduğumuzu anlatır. Bugün, nerede durduğumuzu gösterir. Gelecek ise nereye gitmek istediğimiz sorusunu önümüze koyar.
İşte bundan sonra zaman zaman bu köşede, biraz da bu sorunun peşine düşeceğiz:
Samsun'u gelecekte nasıl bir şehir olarak görmek istiyoruz?
Bunu yaparken yalnızca bugünün sorunlarını konuşmakla yetinmeyeceğiz. Şehrin önümüzdeki yıllarda karşılaşabileceği değişimleri, toplumdaki dönüşümleri, teknolojik gelişmeleri, eğitimden çalışma hayatına kadar hayatımızın farklı alanlarında meydana gelebilecek değişimleri konuşacağız.
Bazen bir teknoloji meselesinden hareket edeceğiz.
Bazen gençlerin üniversite tercihlerinden…
Bazen şehir planlamasından, ulaşımdan, eğitimden veya kültürden…
Bazen de bugün çok önemsemediğimiz küçük bir değişimin yarın hayatımızı nasıl etkileyebileceğini sorgulayacağız.
Çünkü gelecek bir gün ansızın gelmiyor.
Gelecek, bugün verdiğimiz küçük kararların birikiminden oluşuyor.
Bugün bir üniversitede hangi bölümün açıldığı, bir şehrin hangi ulaşım modelini tercih ettiği, gençlerin hangi alanlara yöneldiği, tarihi bir yapının korunup korunmadığı, çocuklarımızın hangi becerileri kazandığı veya şehir merkezinin nasıl tasarlandığı; aslında hepimizin geleceğine dair kararlar.
Bu nedenle şehir meselelerini yalnızca “bugünün problemi” olarak görmemek gerekiyor.
Bir ulaşım problemi aynı zamanda geleceğin şehir modelidir.
Bir okulun niteliği, geleceğin insan kaynağıdır.
Bir park, yalnızca boş bir alan değil, gelecek kuşakların şehirle kuracağı ilişkinin bir parçasıdır.
Bir tarihi yapı ise yalnızca geçmişten kalmış bir bina değil, şehrin hafızasıdır.
Bir şehrin hafızasını kaybetmesi, yalnızca birkaç eski binanın ortadan kalkması anlamına gelmez.
Şehir, kendisini anlatan hikâyelerini kaybetmeye başlar.
Bu nedenle geçmiş ile gelecek arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz.
Tam tersine…
Geçmişini bilen bir şehir, geleceğini daha sağlam kurabilir.
Samsun'un bu anlamda büyük bir potansiyeli var.
Karadeniz'in önemli şehirlerinden biri olmasının yanı sıra tarihî, kültürel, ekonomik ve coğrafi özellikleriyle farklı imkânlara sahip bir şehirden söz ediyoruz.
19 Mayıs 1919'un şehri olması, Samsun'a yalnızca tarihî bir kimlik kazandırmıyor; aynı zamanda şehre geleceğe ilişkin önemli bir sorumluluk da yüklüyor.
Çünkü 19 Mayıs yalnızca geçmişte yaşanmış bir tarih değildir.
Aynı zamanda yenilenmenin, başlangıcın ve geleceğe yönelmenin sembolüdür.
O halde Samsun'u yalnızca geçmişiyle övünen bir şehir olarak değil, geleceği tasarlayabilen bir şehir olarak da düşünmeliyiz.
Bunun için bazen alışılmış düşüncelerin dışına çıkmak gerekiyor.
“Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı şehirlerin geleceğini kurmaz.
Geleceği; soru soran, tartışan, araştıran, farklı ihtimalleri değerlendiren ve gerektiğinde bugünün alışkanlıklarını yeniden gözden geçiren toplumlar kurar.
Bu köşede yapmaya çalışacağımız şey de tam olarak bu olacak.
Elbette her söylediğimizin doğru çıkacağını iddia etmeyeceğiz.
Gelecek üzerine konuşmanın doğasında belirsizlik vardır.
Ancak geleceği konuşmaktan vazgeçersek, geleceğin kararlarını yalnızca başkalarının vermesine izin vermiş oluruz.
Ben buna karşılık “gelecek üzerine düşünmeyi” önemsiyorum.
Bazen bir projeksiyon ortaya koyacağız.
Bazen bir tehlikeye dikkat çekeceğiz.
Bazen bir fırsatı tartışacağız.
Bazen başka şehirlerdeki uygulamalardan söz edip “Bunu Samsun'da yapabilir miyiz?” diye soracağız.
Bazen de kültürden, şehir hafızasından, insan ilişkilerinden veya gündelik hayatın küçük ayrıntılarından hareket ederek daha büyük bir fotoğrafa bakmaya çalışacağız.
Çünkü şehirler yalnızca belediye binalarında, meydanlarda ve yollarda kurulmaz.
Şehirler insanların zihninde de kurulur.
Bir şehrin geleceğini değiştirmek için önce o şehrin geleceğine dair düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekir.
Bu yüzden bu köşenin temel meselesi Samsun olacak.
Ama yalnızca Samsun'un bugünü değil;
Samsun'un yarını.
Ayda bir kez, bugünden biraz uzaklaşıp yarına bakmaya çalışacağız.
Belki bazı yazılarımız teknoloji üzerine olacak.
Belki eğitim, gençlik, şehircilik, kültür, ekonomi veya toplumsal değişim üzerine…
Bazen de hiç beklemediğimiz bir konudan yola çıkacağız.
Fakat hepsinin ortak bir noktası olacak:
Bugünü anlamak, yarını düşünmek ve Samsun'un geleceğine dair söz söylemek.
Çünkü gelecek, uzak bir zaman değildir.
Gelecek, aslında bugünden başlamaktadır.