

Türkiye siyaseti artık bildiğimiz yerde değil.
Yıllardır iktidar-muhalefet dengesi üzerinden okuduğumuz siyasi tablo, birkaç gün içerisinde tamamen değişti. Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP parçalandı. Türk siyasi tarihinin en köklü siyasi yapılarından biri, kendi içindeki iktidar kavgasını yönetemedi ve Meclis’te beşinci parti konumuna düştü.
Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin kurduğu Yeni Parti ise 91 milletvekiliyle TBMM’nin ikinci büyük partisi, dolayısıyla ülkenin yeni ana muhalefet gücü haline geldi. CHP’nin sandalye sayısı 44’e geriledi.
Bu, sıradan bir parti bölünmesi değildir.
Bu, CHP açısından açık bir siyasi çöküştür.
Bir dönem Türkiye’yi yöneten, onlarca yıl ana muhalefet koltuğunda oturan ve milyonlarca seçmenin umudunu taşıdığını iddia eden bir parti, bugün kendi iç hesaplaşmasının altında kalmıştır.
CHP’yi iktidar yıkmadı.
CHP’yi, bitmek bilmeyen koltuk kavgaları yıktı.
CHP’yi, seçmenin iradesini anlamak yerine genel merkez koridorlarında hesap yapanlar yıktı.
CHP’yi, “Parti kimin olacak?” kavgasını “Türkiye nasıl yönetilecek?” sorusunun önüne koyanlar bu hale getirdi.
Ortada artık sadece bir liderlik krizi yoktur. Ortada siyasi aklını, kurumsal hafızasını ve toplumsal ağırlığını kaybeden bir parti vardır.
SANDIKTA BÜYÜYEN PARTİ, MASADA PARÇALANDI
CHP, yerel seçimlerde önemli bir başarı elde etmişti. Büyükşehirleri kazanmış, iktidar alternatifi olabileceğine dair güçlü bir beklenti oluşturmuştu.
Ancak sandıkta kazanılan başarı, parti içindeki kişisel hesaplara kurban edildi.
Seçmen değişim istedi. Parti yöneticileri koltuk savaşı verdi.
Vatandaş ekonomik sıkıntılarını konuştu. CHP yönetimi kurultayı konuştu.
Emekli geçinemedi. Gençler gelecek kaygısı yaşadı. Çiftçi toprağını terk etti. Esnaf kepenk kapattı.
CHP ise kendi içindeki “Kim genel başkan olacak?” kavgasından başını kaldırıp ülkeye bakamadı.
Sonuç ortada:
Sandıkta büyüyen parti, Ankara’daki güç savaşlarının içinde küçüldü.
İktidara yürüdüğünü söyleyen CHP, kendi genel merkezinde dağıldı.
ANA MUHALEFET KOLTUĞU TAPULU MAL DEĞİLDİR
CHP yönetimleri uzun yıllar ana muhalefet olmayı doğal ve değişmez bir hak gibi gördü.
Oysa ana muhalefet koltuğu hiç kimsenin tapulu malı değildir.
Siyasette koltuklar tarihî geçmişle değil, güncel toplumsal destekle korunur. Atatürk’ün kurduğu parti olmak önemlidir; ancak yalnızca geçmişle övünerek geleceğe yürünmez.
Bir partinin yüz yıllık olması, yüz yıl daha yaşayacağının garantisi değildir.
Siyasi partileri ayakta tutan tabelaları değil; halkla kurdukları bağ, ürettikleri politika ve verdikleri güven ayakta tutar.
CHP, bu bağı kaybettiği için bölündü.
Bugün CHP yöneticileri hâlâ meseleyi birkaç milletvekilinin ayrılması olarak görüyorsa gerçek felaket tam da budur. Çünkü giden yalnızca milletvekilleri değildir.
Giden, ana muhalefet sıfatıdır.
Giden, iktidar alternatifi olma iddiasıdır.
Giden, milyonlarca seçmenin güvenidir.
YENİ PARTİ İÇİN BALAYI KISA SÜREBİLİR
Yeni Parti’nin 91 milletvekiliyle ana muhalefet konumuna yükselmesi önemli bir siyasi gelişmedir. Ancak milletvekili sayısının yüksek olması tek başına başarı değildir.
Yeni Parti, CHP’den yalnızca milletvekillerini, belediye başkanlarını ve seçmenleri taşırsa yeni bir parti olmaz. Sadece yeni tabelalı eski CHP olur.
Aynı kadrolar, aynı hatalar, aynı iç kavgalar ve aynı siyasi dil devam edecekse Türkiye’nin önüne gerçek bir alternatif konulmuş sayılmaz.
Özgür Özel’in önündeki en büyük sınav budur.
Yeni Parti, CHP’nin enkazından doğabilir. Ancak CHP’nin hastalıklarını da beraberinde taşırsa kısa sürede aynı sona sürüklenir.
Siyaset boşluk kabul etmez.
Seçmen artık slogan değil, sonuç istiyor.
Kavga değil, çözüm istiyor.
Parti içi hesaplaşma değil, ülkenin gerçek sorunlarına cevap istiyor.
Yeni Parti bunu başaramazsa bugün kazandığı ana muhalefet sıfatını yarın kaybedebilir.
KAZANAN İKTİDAR, KAYBEDEN MUHALEFET OLDU
Muhalefetin parçalanması, mevcut iktidarın elini güçlendirdi.
İktidarın çözmekte zorlandığı ekonomik sorunlar, hayat pahalılığı, emeklinin geçim sıkıntısı ve gençlerin gelecek kaygısı gündemdeyken muhalefet kendi kendisini tartışmanın merkezine yerleştirdi.
İktidarın yapamadığını muhalefet kendi elleriyle yaptı.
Kendi seçmenini böldü.
Kendi gücünü parçaladı.
Kendi iktidar ihtimalini zayıflattı.
Bugün iktidar cephesinde yaşanan rahatlamanın sebebi, ekonomide mucize yaşanması değildir. Muhalefetin kendi içinde siyasi bir deprem üretmesidir.
Türkiye’de iktidarın en büyük avantajı güçlü olması değil, karşısındaki muhalefetin sürekli kendi ayağına sıkmasıdır.
Bu gerçek değişmeden Türkiye’de siyasi denge de değişmez.
SİYASET SANDIKTAN UZAKLAŞIYOR
Yaşananların en tehlikeli tarafı, siyasetin giderek sandıktan ve seçmenden uzaklaşmasıdır.
Parti yönetimleri kurultaylarla, mahkeme kararlarıyla, genel merkez operasyonlarıyla ve milletvekili transferleriyle şekilleniyor.
Vatandaş oy veriyor, fakat ortaya çıkan siyasi tablo aylar sonra başka yöntemlerle tamamen değişebiliyor.
Bu durum demokrasiye güveni aşındırır.
Seçmen, verdiği oyun arkasında durulmadığını düşündüğünde yalnızca bir partiden değil, bütün siyaset kurumundan uzaklaşır.
Bugün CHP’nin yaşadığı parçalanma, yalnızca CHP seçmeninin meselesi değildir. Türkiye’de siyasi temsilin, parti demokrasisinin ve seçmen iradesinin ne kadar kırılgan hale geldiğinin göstergesidir.
CHP İÇİN TARİHÎ HESAPLAŞMA
CHP artık bir yol ayrımında değil.
Yolun sonundadır.
Ya geçmişte yaptığı hatalarla açıkça yüzleşecek, kadrolarını ve siyaset anlayışını yenileyecek ya da tarihî bir tabelaya dönüşecektir.
“Biz Cumhuriyet’i kuran partiyiz” demek, bugünün seçmenini ikna etmeye yetmez.
Cumhuriyet’i kurmuş olabilirsiniz; ancak kendi partinizi ayakta tutamıyorsanız toplum size ülkeyi neden teslim etsin?
Bugün CHP’nin önünde iki seçenek vardır:
Ya gerçekleri kabul edip yeniden yapılanacak ya da her geçen gün biraz daha küçülerek siyasetin kenarına çekilecektir.
Çünkü siyaset acımasızdır.
Boşluğu dolduramayanı siler.
Değişimi okuyamayanı geride bırakır.
Halktan kopanı yalnızlaştırır.
Kendi iç kavgasına teslim olanı da tarih sahnesinden indirir.
SON SÖZ
Türkiye’de artık ana muhalefet partisi CHP değildir.
Bu cümle, birkaç yıl önce söylense siyasi bir hayal olarak görülürdü. Bugün ise Meclis aritmetiğinin açık gerçeğidir.
Yeni Parti 91 milletvekiliyle ana muhalefet koltuğuna otururken CHP 44 milletvekiliyle beşinci sıraya gerilemiştir.
Bir asırlık siyasi miras, birkaç aylık iktidar mücadelesinde ağır yara almıştır.
Ancak asıl soru CHP’nin nasıl dağıldığı değildir.
Asıl soru şudur:
Türkiye’nin yeni ana muhalefeti, gerçekten yeni bir siyaset mi üretecek; yoksa eski CHP’nin kavgalarını yeni bir tabela altında sürdürmeye mi devam edecek?
Cevabı zaman verecek.
Fakat bugünden görünen gerçek şudur:
CHP kaybetti.
Muhalefet bölündü.
İktidar rahatladı.
Siyasete olan güven bir kez daha yara aldı.
Türkiye siyaseti yalnızca yön değiştirmedi.
Rayından çıktı.























Yorum Yazın