

Yoldaşını satan yolcu…
Aslında en baştan kaybetmiştir.
Çünkü mesele yol değil; mesele karakterdir.
Bugün herkes “yol arkadaşı” arıyor ama kimse “yoldaş” olmak istemiyor.
Çünkü yoldaşlık fedakârlık ister, omuz ister, sözünün arkasında durmayı ister.
Oysa bazıları için tek ölçü var: çıkar.
İşine geldiğinde yanında duran, işine gelmediğinde seni yok sayan bir zihniyet türedi.
Daha ileri gidelim:
İşine gelmediğinde sadece yok saymakla kalmıyor, seni harcamayı da göze alıyor.
İşte tam burada maskeler düşüyor.
Çünkü insan, en çok kazandığında değil; en çok sıkıştığında kendini ele verir.
Kimin yanında durduğunu değil, kimi sattığını gösterir.
Birlikte yürüdüğü yolu inkâr eden, dününü silen, sırtını dönen insanın yarını olmaz.
Olmaz, çünkü güven dediğin şey tek kullanımlıktır.
Bir kere kırıldı mı, ne özürle düzelir ne zamanla onarılır.
Bugün üç kuruşluk hesapla dost satanlar, yarın milyonluk yalnızlık yaşar.
Çünkü kimse, kendisini satabilecek birine güvenip aynı yola girmez.
Akıllı insan bir kez yanılır, ikinci kez aynı hatayı yapmaz.
En tehlikelisi de şu:
Kendini haklı sananlar.
“Ben mecburdum”,
“Şartlar böyleydi”,
“Benim de çıkarım var” diyenler…
Hayır.
Bu cümlelerin hiçbiri ihaneti temize çıkarmaz.
Sadece karakterin zayıflığını daha görünür hale getirir.
Çünkü zor zamanlar bahane değil, turnusoldur.
İnsan ya orada büyür, ya orada küçülür.
Yoldaşlık dediğin şey, rüzgâr ters estiğinde belli olur.
Fırtına çıktığında yanında kalanla, ilk sarsıntıda kaçan aynı değildir.
Birisi yoldaştır, diğeri sadece yolcudur.
Ve gerçek şu:
Yolcu çoktur.
Ama yoldaş azdır.
O yüzden herkesle yürünmez.
Herkese güvenilmez.
Herkesle aynı yolda ilerlenmez.
Çünkü bazıları yol arkadaşın değil, yolunun hatasıdır.
Son söz net:
Yoldaşını satan yolcu, sadece birini kaybetmez.
Kendi itibarını, güvenini ve geleceğini de kaybeder.
Ve en sonunda…
Yol bitmez.
Ama o, tek başına kalır.
























Yorum Yazın