

Bir zamanlar Çocuklar Duymasın vardı.
Abartısızdı. Samimiydi. Zorlamıyordu.
Ve o dizide bir karakter…
Çaycı Hüseyin
“Çaylaaaaarrr!” diye bağırırdı.
Ama mesele çay değildi… mesele işti.
Bugün herkes sahnede.
Herkes konuşuyor.
Herkes kendini anlatıyor.
Ama ortada iş yok.
Kimse yaptığıyla konuşmuyor,
Herkes konuşarak “yapmış gibi” görünmeye çalışıyor.
Eskiden insanlar işini yapardı, sonra konuşurdu.
Şimdi insanlar konuşuyor, işin gelmesini bekliyor.
Aradaki fark bu kadar net.
Bir işin küçüğü büyüğü olmaz.
Ama ciddiye alınanı ve alınmayanı olur.
Çaycı Hüseyin çay taşıyordu.
Ama o çayı ciddiye alıyordu.
Bugün birçok kişi yaptığı işi değil,
nasıl göründüğünü ciddiye alıyor.
Sorun yetenek değil.
Sorun niyet de değil.
Sorun şu:
Kimse gerçekten sorumluluk almak istemiyor.
Herkes görünmek istiyor,
ama kimse yük taşımak istemiyor.
Ortaya çıkan tablo basit:
Gürültü artıyor, değer düşüyor.
Çok kişi var ama katkı az.
Çok söz var ama sonuç yok.
İşini iyi yapanlar sessiz kalıyor,
iş yapmayanlar en çok sesi çıkarıyor.
Ve garip olan şu:
En çok ses çıkaran, en çok izleniyor.
Bu bir eleştiri değil,
bir tespit.
Çünkü gerçek şu:
Değer üretmeden görünür olmak kolay.
Ama görünmeden değer üretmek zor.
Ve zor olanı seçenler,
zaten kendini anlatmak zorunda kalmaz.
Herkes başrol olabilir.
Ama herkes sahneyi taşıyamaz.
























Yorum Yazın