© © 2010–2025 HABERSAL® — Tüm Hakları Saklıdır. Yerel Gücün, Doğru Haber Kaynağı.

Zulme Karşı Sessizlik De Bir Suçtur

Ortadoğu Ateş Çemberi: İsrail'in Kana Doymayan Vahşeti ve Sessizliğe Gömülen Dünya

Ortadoğu'da kan ve gözyaşı dinmek bilmiyor. Yıllardır süregelen Filistin trajedisi bitmeden, şimdi de Lübnan, İsrail’in hedefi haline gelmiş durumda. İsrail, adeta kana doymayan bir dev gibi, çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden insanları katletmeye devam ediyor. Bu zulme "dur" diyebilecek bir ses, bir güç çıkmıyor. Müslüman ülkeler ise ne acıdır ki, dillerini yutmuş halde izliyor.

Gazze’nin bombalarla yerle bir edilmesi, Filistinli çocukların oyun oynarken hayata veda etmesi, evlerini kaybeden aileler, dünyanın gündeminden hızla siliniyor. Ve şimdi aynı trajedi Lübnan’da sahneleniyor. İsrail’in orantısız güç kullanımı karşısında dünya liderleri, sanki bir seyirciymiş gibi, sıradan açıklamalarla yetiniyorlar. "Kınıyoruz", "endişeliyiz", "barış çağrısı yapıyoruz" gibi boş laflar bu acıyı dindirecek mi?

Kınamayla Bu Zulüm Durmaz

Kınamalar, kâğıt üzerinde kalan diplomatik sözlerden öteye geçemiyor. Kaç kez kınandı İsrail? Kaç kez BM tarafından uyarılar yapıldı? Sonuç ne oldu? İsrail her seferinde daha da şiddetlenen bir tavırla, sivil yerleşim bölgelerine bomba yağdırmaya devam etti. Çocuklar oyun oynarken, kadınlar ev işlerini yaparken ya da siviller basit bir gündelik iş peşindeyken ansızın üzerlerine gelen bombalarla hayatlarını kaybediyorlar. Bu, hangi savunma anlayışıyla bağdaştırılabilir?

İsrail, kendi güvenliğini bahane ederek işlediği bu suçları "meşru müdafaa" olarak adlandırıyor. Peki, sivillerin hayatına son vermek, masum çocukları ve kadınları öldürmek hangi meşru müdafaa kapsamında değerlendirilebilir? Dünyanın gözünün içine baka baka yapılan bu katliamlar, insan hakları ihlalinin çok ötesine geçmiş, artık soykırım boyutlarına ulaşmıştır. Bu vahşet karşısında, sadece "kınamak" ne kadar yetersiz ve ne kadar insanlık dışı bir tepki olarak kalıyor.

Müslüman Ülkeler Neden Sessiz?

Peki, Müslüman ülkeler neden susuyor? Filistin, Gazze ve şimdi de Lübnan yanarken, İslam dünyası sessizliğe bürünmüş durumda. Oysa Filistin ve Lübnan sadece coğrafi bir mesele değil; Müslümanların ortak bir davası, insani bir sorumluluktur. Ancak İslam dünyası, bu acı karşısında tepkisiz, çaresiz ve bir o kadar da utanç verici bir duruş sergiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Arap ülkeleri, diplomatik ilişkilerini ve çıkarlarını İsrail’le geliştirirken, Filistin’deki ve Lübnan’daki halk açlık ve ölümle mücadele ediyor.

Bu sessizlik, sadece diplomatik çıkarlarla açıklanamaz. Müslüman liderlerin sorumluluğu sadece kendi halklarına karşı değil, İslam coğrafyasındaki her bir mazlum için olmalıdır. Fakat günümüzde bu liderler, İsrail’e karşı ciddi bir tavır almaktan uzak duruyor. Neden? Korku mu, çıkar mı, yoksa basiretsizlik mi? Ne olursa olsun, bu sessizlik, insanlığın vicdanında derin bir yara açmaktadır.

Lübnan: Yeni Hedef

İsrail’in son saldırılarının hedefi ise Lübnan. Filistin’de devam eden katliamlardan sonra, şimdi de Lübnan’ı hedef alarak, bölgede yeni bir kaosun fitilini ateşliyor. Ülke zaten ekonomik ve siyasi krizlerle boğuşurken, bir de İsrail’in saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor. Lübnan halkı, Filistinlilerle aynı kaderi paylaşarak, İsrail’in saldırgan politikalarının bedelini ödüyor.

Bu saldırılar karşısında kınamalarla yetinmek, insanlığın onuruna yakışmaz. Bu artık sadece bir Filistin meselesi değil, İsrail’in genişlettiği bir zulüm haritasıdır. Müslüman ülkeler, bu haritayı genişletmemek adına birleşmeli, etkili ve somut adımlar atmalıdır.

Zulme Karşı Sessizlik de Bir Suçtur

Bu zulme karşı sessiz kalan herkes, bu suça ortak olur. İsrail’in işlediği insanlık suçlarına karşı sessiz kalmak, insanlık onuruna yapılmış bir hakarettir. Müslüman ülkelerin liderleri artık dillerini yutmaktan vazgeçmeli, bu vahşete dur demelidir. Diplomatik girişimlerden öte, ekonomik yaptırımlar, uluslararası baskılar ve İsrail’i yalnızlaştıran adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde bu zulüm, Ortadoğu’nun dört bir yanına yayılmaya devam edecektir.

Filistin ve Lübnan halkı, bu karanlık günlerde yalnız değildir; ancak onları gerçekten yalnız bırakmayanlar, sadece vicdanlı ve cesur insanların mücadelesi olacaktır. İsrail’in katliamlarına sessiz kalmak, insanlığın düşmanıdır. Ve unutulmamalıdır ki, bu zulme ses çıkarmayanlar, kendi seslerinin de boğulmasına hazırlıklı olmalıdır.

Bugün Lübnan, yarın başka bir ülke. Bu ateş çemberi hepimizi yakacak, eğer bu vahşeti durduracak gerçek bir güç ve irade ortaya konmazsa.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER