© © 2010–2025 HABERSAL® — Tüm Hakları Saklıdır. Yerel Gücün, Doğru Haber Kaynağı.

Siyasette Bazen Gitmeyi Bilmek Gerekir

“Mutlak Butlan” dediler…
Bir siyasi partinin, Türkiye’nin ana muhalefet partisinin içine düştüğü tabloyu bütün ülke canlı canlı izledi.

Ortada sadece bir mahkeme kararı yok.
Ortada çökmüş bir siyasi ahlak, tükenmiş bir liderlik anlayışı ve artık taşınamayan bir siyasi enkaz var.

Karar doğru mudur, yanlış mıdır?
Onu hukukçular tartışsın.

Ben başka bir yere bakıyorum.

Bir siyasetçi düşünün…
Yıllarca genel başkanlık yapmış.
Partisini defalarca seçim kaybettirmiş.
Koltuktan kalkmamak için her yolu denemiş.
Ve bugün geldiği noktada, kendi partisinin tabanı tarafından protesto ediliyor.

Hem de öyle sıradan bir tepki değil…
Yuhalanıyor.
İstenmiyor.
Ağır sloganlarla hedef alınıyor.
Kendi siyasi evinde yabancı muamelesi görüyor.

Şimdi soruyorum:
İnsanın istenmediği yerde durmasının adı nedir?

Siyaset, bazılarının sandığı gibi koltuğa çivi çakmak değildir.
Siyaset bazen zamanı gelince çekilmeyi bilmektir.
Onurlu vedayı becerebilmektir.

Ama biz yıllardır tam tersini görüyoruz.
Kaybettikçe daha çok sarılan,
Tükendikçe daha çok konuşan,
Millet “tamam” dedikçe daha fazla direten bir anlayış…

Ve acı olan şu:
Bugün CHP’de yaşanan kriz sadece CHP’nin meselesi değildir.
Bu tablo, Türk siyasetinin kronik hastalığıdır.

Bizde bazı siyasetçiler yenilgiyi kabul etmiyor.
Milletin mesajını okumuyor.
Toplumun değiştiğini göremiyor.
Kendilerini partilerinden büyük sanıyorlar.

Oysa gerçek çok basit:
Bir lideri ayakta tutan koltuk değil, halktır.
Halk desteği bittiyse, sloganlar alkışa değil öfkeye dönüştüyse, orada hâlâ durmaya çalışmak siyasi mücadele değil, siyasi inattır.

Ve bazen en ağır yenilgi seçim kaybetmek değildir…
Kendi kitlen tarafından istenmemektir.

Tarih şunu çok net yazar:
Bazı liderler seçim kaybederek gider.
Bazıları ise itibarını tüketerek.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER