© © 2010–2025 HABERSAL® — Tüm Hakları Saklıdır. Yerel Gücün, Doğru Haber Kaynağı.

Ne askeri darbe, ne siyasal darbe. Çözüm demokrasi

Ülkemiz, 15 Temmuz darbe girişimini, yine milletimizin engin feraset ve sağduyusuyla atlatmasını bilmiştir. Bu darbe girişimi, millet iradesine yönelik bir kalkışma girişimidir. Demokrasi, bizi birbirimize bağlayan bir yapı taşıdır.

Ülkemiz, 15 Temmuz darbe girişimini, yine milletimizin engin feraset ve sağduyusuyla atlatmasını bilmiştir. Bu darbe girişimi, millet iradesine yönelik bir kalkışma girişimidir. Demokrasi, bizi birbirimize bağlayan bir yapı taşıdır. Ne askeri darbe, ne siyasal darbe. Çözüm, güçlü bir parlamenter sistem ve özgürlükçü demokrasidedir. Önümüzdeki süreçte hedef, darbecilerin hesap vermesi, toplumsal normalleşmenin sağlanması ve demokrasinin güçlendirilmesi olmalıdır. Darbeciler, tüm işbirlikçileri ile birlikte hukuk düzeni içinde yargı önünde hesap vermelidir. Hukuk sınırları içinde hesap sormak, bundan sonraki normalleşme ve demokratikleşme sürecinin selameti açısından büyük önem taşımaktadır. Soruşturmalar, intikam ve tasfiye fırsatı gibi görülmemeli, devlet bir an için bile adalet çizgisinden ayrılmamalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi, darbe girişiminin başlangıcından itibaren dik duruşunu göstermiş ve millet iradesine yönelik bu darbe girişimini ivedilikle tel'in etmiştir. Devlet içinde çöreklenmiş ve çeteleşmiş bir gizli örgütün, Cumhuriyet'i ve demokrasimizi nasıl kemirdiğini biz bugün söylüyor değiliz. Fethullah Gülen cemaati, yıllarca her alanda örgütlenirken, eğitim sistemine sızmaya çalışırken, yargı sistemini ele geçirmeye çalışırken, mülkiyede, adliyede, tıbbiyede kirli hesaplar peşinde koşarken sessiz kalanlar da yaşanılan bu süreçten az çok sorumludur. Fethullah Gülen yapılanması, üç beş yılın işi değildir. Çok uzun yıllardır, bu cemaate at oynatma fırsatı veren siyaset odaklarının, ülkemizin bugün bu hale gelmesinde mutlaka sorumluluk payları vardır.

Türkiye, darbeler ülkesi olmadığını ve milletin isterse her türlü darbenin üstesinden gelebileceğini, 15 Temmuz gecesi ispatlamılştır. Ancak önemli bir noktaya özellikle dikkat çekmek isteriz. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grubun bu hareketi gerçekleştirdiğini görmeli, tüm Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bu durumu teşmil edecek hal, tutum ve davranışlar içerisinde olmaktan özenle kaçınmalıyız.

Halkımızı sağduyuya davet ederken, bir kez daha bir şerden bir hayır çıksın isterken, bu kirli darbe girişiminin akabinde demokrasimizin gelişmesi yönünde tedbirler alınmasını beklerken, Bakanlar Kurulu tarafından olağanüstü hal kararı alınmasını, bu süreçte sağlıklı bulmadığımızı kaydetmek isteriz. Demokratik güçleriyle, halkıyla, siyasetiyle, medyasıyla darbe girişimini bastırmış bir Türkiye , darbecilerin inşa ettiği bir olağanüstü hal rejimini hak etmemektedir. Meydanlarda toplanan halk kitleleri arasında, her siyasal tabandan insanımız varken ve bu durum, uzun yıllar önce özlemi içinde olduğumuz birlik ve bütünlüğü sağlamak adına bir fotoğraf ortaya koyuyorken, alınan bu kara, hem bu birlik ve bütünlük tablosuna zarar vermiş, hem de daha çok işler kılınması gerekn parlamentonun etkisizleştirilmesine kapı aralamıştır. Ortaya çıkan darbe karşıtı birlik, maalesef alınan bu karar sonucunda sekteye uğramıştır.

Olağanüstü hal rejimi, temel haklar konusunda önemli kısıtlamalar getirmektedir. Yasama organını önemli ölçüde devreden çıkaran, kararname düzeninden haber alma hakkına, ifade ve yerleşme özgürlüğünden kamu çalışanlarını çalıştırma rejimine kadar köklü değişiklikler öngören ve demokratik haklaraı askıya alan olağanüstü hal rejiminin, uygulamada büyük sıkıntılar oluşmasına sebebiyet vereceğini görüyoruz ve bunu bugünden söylüyoruz.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER