
Geçtiğimiz günlerde milletçe 15 Temmuz Cuma gecesi Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak kazınan bir darbe girişimine tanık olduk.

DARBE VE FETÖ
Geçtiğimiz günlerde milletçe 15 Temmuz Cuma gecesi Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak kazınan bir darbe girişimine tanık olduk. Devletin içine sızarak yuvalanan FETÖ nün TSK ayağı devleti ele geçirmek,yönetime el koymak,başkomutan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ı tutuklamak hatta öldürmek maksadıyla darbe girişiminde bulunmuş,ekmeğini yediği devlete ve millete ihanet etmiş, devletin silahlı kuvvetlerini,topunu tankını mermisini bombasını utanmadan milletine karşı kullanmıştı.Peki bu nasıl bir kendini bilmezlik ve nasıl bir psikolojik travmaydı.
Darbe gecesi askerin vatandaşının üzerine kurşun sıktığını duyduğumda bu hadsizler ancak bonzai çekmiş olabilir,böyle bir hareket ancak uyuşturucu madde kullanan kendini ve şuurunu kaybetmiş bir askerden beklenebilir demiştim.Aslında bahsetteiğimiz FETÖ nün gözü dönmüş silahlı teröristlerinin de bonzai içmişten bir farkları yoktu.
Tabi bu örgütün teröristlerinin bu denli bağlılığı ve gözünün kör oluşu birden ortaya çıkmış bir durum değildi.1980 yıllarında üst akıl tarafından düğmeye basılmış,müslümanları gene kendi insanı,vicdani ve dini değerleri üzerinden kullanarak yıllarca sülük gibi emmiş,sırtına koyun postu geçirerek gerçek yüzünü saklamış bu yapı,üst akıl tarafından beklenen kıvama ve olgunluğa gelene kadar da geriden sessizce desteklenmişti.Bu yapıyı üç ana kademe olarak tanımlayabiliriz.Alt kademe hizmet,orta kademe ticaret ve devlet içinde yapılanma,üst kademe ise yönetici kadro ve ihanet..
Nedir hizmet hareketi?Hizmet hareketi esasında az önce bahsettiğimiz kurdun tanınmamak için üzerine giydiği kuzu postudur.Tabi bunu anlatırken de hizmet hareketi içinde bulunmuş bu davaya gönül vermiş, hizmet etmiş temiz vatan evlatlarından bahsetmiyorum.
Yapının en üst kadrosu hizmeti kendine bir kalkan ve post gibi kullanmayı 40 yıldır başarmıştır.Bizim bildiğimiz hizmet hareketi;vatana,millete ve devletine bağlı,şuurlu,peygamber ahlakıyla ahlaklanmış ve sünnet üzere yaşamayı kendine düstur edinmiş,insanlığa ve ümmeti islama faydalı birer insan yetiştirmektir.Evet zamanında deşifre olmamak ve gerçek yüzlerini göstermemek için yıllarca hizmet ettiler.Madalyonun bizim gördüğümüz yüzünde FETÖ hizmet ediyordu.Ama madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde gördüğümüz manzara içler acısı.Devletin kadrolarını ele geçirmek için örgüte tam bağlı ve zeki öğrencileri bünyelerine aldıkları günden itibaren nakış gibi günden güne işlediler.Allah ın ve resulünün üstünde bir güç olmadığını bu öğrencilerin zihninden günden güne sildiler.
Aslında FETÖ nün üst kadrosu birçok kere anlayabileceğimiz ip uçları verdi bizlere.Baş imamları ılımlı İslam dedi,askeriye içinde deşifre olmamak için içki için caizdir dedi,başörtüsü furuattır dedi,dinler arası diyalog dedi,La İlahe İllallah dedi ama Muhammed Rasulüllah diyemedi.Çünki müritlerine resulullah s.a.v efendimizin yerine kendini kabullendirmeyi şiar edinmişti.
Demiştik ya bonzai içmişcesine halkına silah sıkan FETÖ teröristleri diye.Askeri liselere giriş sınav sorularını bir gece evvelinden kendi yurt ve okullarında okuyan ,ileride devleti ve yönetimi ele geçirmek için kullanacakları çocuklara verdiler.Sınavları rahatlıkla geçen çocukları daha önce içeride yuvalanmış kritik noktalara yerleştirdikleri üyeleri vasıtasıyla mülakatlarda sorgu sualsiz geçirdiler.Bu acı tablo ile belki de milyonlarca vatan evladının hakkına tecavüz ettiler.Sonra askeri liseden çıkan gençler arkalarındaki bu örgütün gücünü ve neler yapabileceğini görünce dini ve fikri olarak da teslimiyetini ilan ediyordu.Çünki abileri soruları vermese,abileri mülakatları geçirmese aylık 3.500 lira maaşla teğmen olarak TSK da devlet memuru olmak bazıları için belki de hayal bile edilemez bir durumdu.Teğmen olarak görev alan FETÖ nün üyeleri kurmaylık sınavlarında da önlerindeki bütün engelleri rütbeli FETÖ cüler sayesinde aşıyordu.Yapıya daha fazla üst rütbeli kazandırmak adına alttan yetişen yeni yetmeler her zaman kollanılıyordu.Askeri eğitimlerde FETÖ mensupları ayırt ediliyor,kendilerinden olmayan kurmay adayları en ağır eğitimler ve psikolojik harp yöntemi ile ya yıldırılıyor,ya da üst rütbeli FETÖ cüler tarafından okuldan uzaklaştırılarak TSK ile ilişiğinin kesilmesi sağlanıyordu.Aslında örgütün bu yuvalanma yöntemi sadece TSK nde değil devletin bütün kademelerinde bu şekilde işledi.Örgüt üyeleri öylesine bir bağlılıkla bonzai içmişcesine gözleri kör ediliyordu ki abileri sayesinde devlet içine sızan üyeler 30 yıl bonca deşifre olmadan görev alıyor,Pensilvanya dan gelecek emri büyük bir sabırla bekliyordu.Aslında Gülen in şu sözleri örgütün yapısını,amacını ve devlet yönetimini ele geçirmeye yönelik yaptığı planları apaçık gösteriyor.Gülen bazı dğişik sohbetlerinde müritlerine "Lobiler oluşturacaksınız,devlet kademelerini zorlayacaksınız.Kıvama ulaşılmadan gereken mesafe alınmadan bir yerlerde birer tane ev açıp,orada tıpkı bir örümcek sabrıyla ağınızı kurup,o ağın içine düşecek insanları bekleyeceksiniz.Avukat da kiralayacaksınız hakim de kiralayacaksınız
Türkiye deki anayasal mertebelerdeki bütün güç ve kuvveti kendi tarafınıza çekeceğiniz ana kadar bekleyeceksiniz." diyordu.Nitekim Genelkurmay ve Cumhurbaşkanımızın yaverleri bunlara en güzel örnekti.Erdoğan 17-25 aralık darbe girişiminden sonra bu yapılanmayı devlet kadrolarından temizlemeyi kafasına koymuştu.Ancak en yakınındaki yaver bu olaylara rağmen deşifre olmamış ve Erdoğan ın en yakını olarak görev yapmaya devam etmişti.Aynı durum Hulusi paşa için de geçerli.Öylesine sızmış,öylesine sinmişlerdeki artık devletin kılcal damarlarında dolaşıyorlardı.
Bu yapı mensupları Gülen e öylesine kör ve sadakatla bağlıydılar ki sözde hocaları için,dinlerinden,vatanlarından,bayraklarından ve vatandaşlarından vazgeçebiliyorlardı.Bu durum zaten bir bonzai hali idi.
Bu tehlikeli yuvalanmanın farkına birileri önceden varmıştı aslında.Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu tehlikeli yuvalanmayı ve devletin bu örgütün eline yavaş yavaş geçtiğinin farkına varmış ve hükümeti 2010 yılından beri uyarmıştı.Bahçeli nin 2010,2011 ve 2013 de yapmış olduğu uyarılar hükümet tarafından alaya alınmış tabiri caizse"Kafayı mı yedin sen,hocaefendi ülkesine ve bütün insanlığa hizmet ediyor,en ücra ülkelerde okullar açıp türkçeyi dünyanın her yerine yayıyor.Yaptığınız suçlamalar asla kabul edilemez."tarzı açıklamalarda bulunuyordu.Neredeyse bütün bakanlar top yekün Bahçeli nin uyarılarına kulak asmıyor,cemaatten özür dilemesi gerektiğini bile söylüyorlardı.Aslında hükümet içerisinde de 2011 den bu yana bazı kesimler tarafından bu sinsi yapılanma fark edilmişti.
Artık kontrolden çıktığı ve önü alınamaz bir hal aldığının farkına varılmıştı.Bu durum anlaşılsa da 30 yıllık bir çalışmanın ve yuvalanmanın önünün birden kesilemeyeceğini ve bu kadroların birden temizlenemeyeceğini hükümet de anlamıştı.Devlet artık güvenip kadrolaşmasına müsade ettiği hizmet hareketinden yetişen üyelerin aslında kendi kontrolünde olmadığını,bu örgüt mensuplarının tek itaat ve kanaat önderlerinin Pensilvanya daki üst akıl uşağının olduğunu anlamıştı.Hükümet artık askeriye,polis,yargı ve diğer kurumlardaki bu yapılanmanın önünün kesilmesi gerektiğini ve tasfiye edilmesi gerektiğine kanaat getirmişti.
2014 yılına gelindiğinde tasfiyelerle beraber devletin restine rest çeken Gülen düğmeye bastı ve 17-25 aralık operasyonlarına imza attı.Bu operasyonların amacı da 25 temmuz gibi darbe girişimi gibi hükümeti yıkmak,devleti ele geçirmek, yargıdaki üye mensupları sayesinde hükümeti yargılayarak bakanları,başbakanı ve cumhurbaşkanını hapse atmaktı. Başaramadılar. 17-25 aralık darbe girişimlerinde dönemin başbakanı diye kayıtlara geçtikleri Erdoğan geçireceği cerrahi bir operasyon sırasında örgütün yargı-polis ayağı üzerinden devleti ele geçirmeye kalkıştılar.Erdoğan ın ameliyatta narkozlu halde olması gereken saatte bastılar bu sefer düğmeye.Ama göklerden gelen bir karar olduğunu unutular.Allah müsade etmedi.Tıpkı 15 temmuzda olduğu gibi.Bu aziz devleti her seferinde ipin ucundan alan güç ve kuvvet neydi peki ?
Hani bir laf varya az sadaka çok belayı def eder.Yetimin duasından üstün bir dua yoktur.İşte tam olarak bu sebeplerden ötürü Ebu Cehil torunlarının planları Osmanlı'nın torunlarına galip gelemiyor.Neydi bu aziz devletin verilmiş sadakası,bu devlet ve bu aziz millet hangi yetimin duasını almıştı.Belki Suriye deki savaştan kaçan ana ve babasını varil bombalarında kaybetmiş Suriyeli bir yetimin duası,Belki açlıktan ölecekken yetiştiğimiz Afrika lı Ömer in duası,belki Arakan,belki Somali,belki Myammar,belki Filistinli Fatıma nın duasıydı bu devleti koruyan.Bank Asya kapatılacağı zaman sokaklara dökülüp Kur'an okuyan ama 240 vatandaşımız darbede şehit düşerken evlerinde sessizce hükümetin ve devletin yıkılmasını bekleyen sözde ablaların duası kabul olacak değildi ya.Allah cc. bu yetimlerin duasını kabul ettiği gibi bir de yiğit nasip etmişti bu aziz millete.Ölümü hiçe sayarak bütün riskleri göze alarak darbe gecesi Atatürk Hava Alanına inen bir yiğit nasip etmişti.Darbeci FETÖ cülerin unuttukları bir şey vardı.O yiğit bu davaya kefeninin giyip çıkmıştı.
O yiğit bu devlete ve bu millete,bu millet de O yiğide aşıktı.Bizim başımız ancak Allah ın karşısında rükuda eğilir diyen bir Reis vardı.Darbeden kaçarsa Yunan adalarına sığınırsa halkına ihanet etmiş olacağını bilen ve "Öleceksek de adam gibi ölelim" diyen bir lider vardı artık.İnişi en riskli havaalanına pistin ışıkları kapalı iken,kulenin izni olmaksızın pilota kendi ışıklarınla in diye talimat veren bir kahraman vardı.
Ey FETÖ siz bizi ne sandınız,siner,korkar,tırsar mı sandınız diyen bir başbakan vardı.Aynı şekilde tankların önüne canını bu vatana feda eden cengaverler vardı.1 saatte tankları ele geçirip 5 dakikada tank sürmeyi beceren bir kahraman millet vardı.Baltayı yanlış taşa vurdular ama farkına varamadılar.Biz aziz Türk milleti evdeki tüpün gaz kaçağını çakmakla kontrol eden bir milletiz,motorla tank kovalayan,5 dakikada tank süren bir milletiz.
Alçak uçuş yapan F-16 savaş uçaklarına ıslık çalarak gel ulan aşağı,oğlum senin yakıtın bitmeyecek mi,sen aşağı inmeyecek misin diyen bir milletiz.Yüksek binaların üstüne çıkıp dalış yapan F-16 lara taş,civata,somun vb. atarak uçağın üstüne atlamayı gözüne kestiren bir milletiz.Siz bizi diğer sömürdüğünüz ülke ve milletlerle karıştırdınız.Çağ açıp kapatan Fatih'in de dediği gibi "Türk olmak zordur dünya ile savaşırsın,Türk olmamak daha zordur çünkü Türk ile savaşırsın."Darbe girişiminde halkın göstermiş olduğu irade gösteriyor ki,bu aziz millet uykusundan uyanmış,Çanakkale ruhunu ve tavrını takınmış,Seyit onbaşılarını,Nene Hatunlarını yeniden diriltmiştir.
Mazlum müslüman ülkelerinin,kimsesiz kalmış dünya müslümanlarının bu aziz devlete yapmış olduğu dualar kabul olmuştur.15 temmuz gecesi bu şanlı devlet ve millet bin yıl İslam ın bayraktarlığını yaptığı gibi imanıyla tankları durdurarak ümmetin de sancaktarlığını gene kendisinin yapacağını göstermiştir.
Selam ve Dua İle....
Mücahit Akgül
























Yorum Yazın